İstanbul'a Dair

''Kocaman kucaklı gerdanı süslü ana söyle bana; hangi martı taşıdı seni kanadında.''

Bu nasıl bir büyü,nasıl bir güzellik.
Özlem sözü geçtiğinde gözlerimin önünde beliriverir,yıllara meydan okuyan
Galata kulesi ve denizin ortasında edalı duruşuyla Kızkulesi. Her karesi buram buram
tarih kokan taştan evleriyle inişli çıkışlı masalsı sokakları.
Bazen kaçmak ister yüreğim, ruhum daralır ağlamaklıdır gözlerim,
işte öyle zamanlarımda sığındığım yegâne dostumdur o benim.
Başımı yaslarım onun o dev omuzuna,haberdardır aslında olan bitenden martılar
fısıldamışlar kulağına. Ama o bilmezden gelir hadi anlat bakalım der bana
bir ana edasıyla...Başlarım anlatmaya anlatırkende dayanamam gözlerimide akı
tırım onun koynuna. O hiç kızmaz nasıl olsa çook yer var gözyaşlarıma
yüzümün ıslaklığına tahammül edemez bir tek, üfleyiverir sıcak nefesini kurutur nemli
gözlerimi. İstanbul ana ne de güzel kucak açar bana.
Kimine göre dost kimine değil, ne olursa olsun iyisiyle kötüsüyle o benim İstanbul anam.

İstanbul'un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan
Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır.
Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır.
Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ'a, Ağaçlı
yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ'a özgü aletlere rastlanmıştır.
M.Ö. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye,
Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı'da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır.
Ama bugünkü İstanbul'un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda
İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık
16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda,
İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar
tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.
(kaynak,İstanbul.net)

Galata'da

Galata da bir akşam üstü
İstanbul göz kırparken çapkınca
Bir martı öpüverdi dudağımdan
Rüya mı gerçek mi diye anlamaya çalışırken
Rüzgar aldı beni benden
Aşk nedir bilmeyen ben
Aşık olduğumu anladım,
Martı bana veda ederken
Ey denizi kalp hırsızı
Ey sesi billur kıpırtısı
Gönlüm sende kaldı madem
Sürünsem de uğruna
Kurban olsun bu can sana
Her dem.

Sonya Renkli

 


Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET