Yosun Tutmak / Ezgi Çetin

Fotoğraf: Vedat KUŞHAN
Günleri kovaya doldurup, içinde kağıttan gemiler yüzdürüyorum. Kaptan, gemilerden önce batıyor. Sevdiklerime büyüttüğüm hasret yüzünden içimin kıyıları, renkleri en çok da çocukluğum yosun tutuyor.

Halbuki ben yeniden renklensin istiyorum gökyüzü. Gözümün içindeki pırıltılarda çiçekler açsın.

Toprağı kurumuş menekşeyle beraber kendimi pencere önüne bırakıyorum. Sanki yurdun turuncu, tombul kedisi bile benden daha mutlu. ’Olacak iş değil.’ diyorum. Kedileri kıskanmaya da başladım. Sadece kediler mi! Çocuklar da var.

Aralarına karışamadıkça, kazık kadar oluşumdan utanıyorum. Allah’tan kimse görmüyor da küçük oyuncaklarımla oynuyor, onları havalara havalara atıp, kollarımın arasında kalbime bastırıyorum. Çünkü çocukluk elden gitti mi, küçük bir coğrafyada hapis oluşumdan, çocukluğumun yosun tutmasını istemiyorum.

Sanki hiç büyümemişim gibi geliyor. Hasretimi dindirmeyi başardığım her an, çocukluğum dizlerimin bağını çözüyor. Koşmak koşmak istiyorum. Tam on sekiz saat ancak on dakika dayanabiliyorum. Saatimi kırıp atalı üç sene oldu zaten, geriye kalan on yedi saat elli dakika için üzülmeyi bırakıp, günleri yeniden kovalara dolduruyorum.

Günler bir ömür uzunluğunda dolup dolup taşıyor kovalardan. Oyuncaklarımla oynamaya devam ediyorum. Ama bir oyuncak var ki hiç sahip olamadım. Çilek kokulu,yeşil saçlı, palyaço elbisesiyle, kocaman bir lahana bebek. Hani elinden tutsam havalara atmam hiç. İçimin kıyısına beraber otururuz, fazladan bir sigara yakar, eline tutuştururum. Tüm kağıttan gemileri de yırtar atarım. Zaten o saatten sonra da ister alabora olsun çocukluğum, isterse yosun tutsun.

Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET