Yaşamak Güzel

Tatlı serin bir gün, canım hiç oturup yazı yazmak istemiyor ama yine de bilgisayarımı alıp çıkıyorum, ağaçların sarı yaprakları değişime direnmeden kendini bırakıyor, tam da olmamız gerektiği gibi, bir yandan onlarla sohbet ediyor bir yandan dün yağan karın kaldırımlarda kalan ıslaklığına basarak yürüyorum. Bir kış daha diyorum, bir kış daha geldi ömrüme, sonra bir bahar, sonra bir yaz daha… Neden sayarız ki mevsimleri yılları, neden kendimizi hayatın değiştirici gücüne bırakamayız? Bu doğum günümde karar verdim, kendimi bırakıyorum ve gerçekten artık anı yaşıyorum. Hayatta en büyük hataları, kötülükleri insana gelecek endişesi yaptırırmış, madem her şey olacağına varıyor, bende bırakıyorum işte. AN... Şu an mutluyum, sıcak ortamını çok sevdiğim Cafe Del Mundo’dayım, karnım tok, sırtımda kazak var, ayağımda sağlam ayakkabım, tamamdır, bu kadar işte, sevgili gün, getir bakalım ne getireceksen, donat masamı.

Donatılmış en güzel tatlı masasını Fas’ta gördüm, tanrım o nasıl tatlılardı öyle, unutulmaz, bademli, kıtır, ballı, eve dönünce altı ay tatlı yemeyeceğime dair kendime söz verip vicdanımı rahatlattıktan sonra neredeyse her öğün bademli tatlılardan yiyorum.

Fas ilginç bir ülke, sevdim, önce Tanca’ya gittik, Cebelitarık boğazının Afrika kıyısındayız, kare yapılı bir deniz feneri bekliyor bizi, 14km ilerde İspanya. Deniz fenerine kıvrıla kıvrıla uzanan yollardan çıkıyoruz, yol boyu çok güzel villalar, bahçeler var, ilkim öyle yumuşak ve nemli ki, çiçekler, ağaçlar kendiliğinden fışkırmış gibi topraktan, begonvillerin hiç görmediğiniz renklerine rastlamak, mavi-beyaz yaseminleri, çılgın renkli çiçekleri görmek harika bir duygu.
Dokunma Dokun

Fas’ta beni en çok etkileyen yer Fes şehrinin Medinası, binlerce daracık sokak ve çıkmazdan oluşan bu eski şehir, dünya mirası ilan edilmiş ve korumaya alınmış. Tanıdık seze meyveler, canlı renkler ve sakin Faslıların arasından geçerek dolaşıyorum, ne yana bakacağımı şaşırarak, işlemeli yapılar, ilginç tezgahlar, kaftanlı insanlar, işlemeler, çok güzel çok ve hala o rengarenk işlemeli şapka-berelerden almadığıma pişmanım.

Fes’ten Marakeş’e uzun bir otobüs yolculuğu yapıyoruz, bu birazda ülkeyi baştanbaşa geçmek oluyor, yollarda Argan yağının elde edildiği ağaçlara, ormanlara, karlı Atlas dağlarına, kerpiç köylere, pazarlara, göz alabildiğine uzanan arazilere rastlıyoruz, kırsal her yerde aynı, sadece ışık değişiyor, burada ışık bize göre daha dik, bu fotoğraflarımıza yansıyor.

Marakeş gerçekten güzel bir şehir, belediye başkanı Çin, Guilin’e gitmiş, oradaki bulvara hayran kalmış tıpkı benim gibi, ona benzer bir bulvar düzenlemesi yapmış ve şahane olmuş. Geniş kaldırımlar, daha geniş göz alçı bitkilerle düzenlenmiş tretuvarlar, yol ve yeniden geniş kaldırımlar.  Göz alabildiğine uzanıyor. Kralı çok sevdim, çünkü sarayını en çok iki katlı yapıyor, etrafını muhteşem geniş bahçelerle süslüyor, sonra bir minare dikiyor, sonrada diyor ki ‘’ Bundan sonra yapılacak tüm yapılar, sarayımı ve bu minareyi kapatmayacak, bu minare nerden bakılırsa bakılsın görülecek’’. Böyle olunca şehri bir düşünün, az katlı, geniş bahçeli binalar ve asla kaybolmuyorsunuz, çünkü minare hep görüş alanınızda. Tüm binalar yörenin kızıl taşından yapılmış, harika kızıl bir şehir Marakeş.
Dokunma Dokun

Gece kıyamet meydanına gidiyoruz burası gördüğüm en büyük gösteri alanı, çılgın ritimli bir müzik, yılan oynatıcılar, kınacı kadınlar, maymun oynatıcılar, salyangoz satıcıları, akrobatlar, sihirbazlar ve aklınıza gelen gelmeyen yüzlerce renk, ses, ışık gösterisi. Büyülenmiştim, inanılır gibi değildi içinde bulunduğum meydan, oraya bir kez daha gitmeyi isterim, seyahat defterime not aldım.

Eve dönüşte iş çok, Ankaralı Gezginler 7.Fotoğraf sergimizin açılışı var, ardından yazmam gereken yazılar, Şubat ayındaki sergi için yapılacak resimler beni bekliyor, okunacak kitaplar birikmiş ve kışı karşılamak gerek. Ankara’da kış geliyorsa sanat sezonu da açılıyor demektir. Önce İçsel Canlanma merkezinde Prof. Ahmet İnam’ın ölüm üzerine yaptığı söyleşiyi dinliyorum, konuşmanın sonunda fark ediyorum ki korkum ölüm değil, korkum sevgisiz yaşamak. Ama artık yeni bir çağa girerken tüm korkularımızdan arınmalıyız, bana gelen tüm sevgilere selam diyor, korkuları ardımda bırakıyor ve yola devam ediyorum. 21 -Aralık -2012 günü kıyamet kopacak evet, ama herkesin kendi içinde kopacak, herkes kendi kıyametini yaşayacak, hadi bir düşünün nelerden korkuyorum diye ve onlardan kurtulmanın yollarını arayın, mutlaka vardır.

7.Aralık Cuma günü Fırça Sanat Galerisinde sevgili bozkır arkadaşım Kadir Şişginoğlu’nun resim sergisi var, görmeniz lazım, mavi güvercinlerin sevgisini yaşamanız lazım.

1-9 Aralık Kitap Fuarı haftası, Necdet Adabağ, Turgut Özakman, Nazlı Eray ve sevgili arkadaşım Attila Şenkon’la sohbet etmek, kitaplarınızı imzalatmak isterseniz ATO Kongre merkezini ziyaret etmelisiniz.

Gezmek ve sanat insana öyle bir iç görü kazandırıyor ki lokmanızdan aldığınız tat bile değişiyor, birkaç ömür yaşıyorsunuz, hadi oturmayın, dışarı çıkın, hayat sokaklarda gerçekten.

Radyo 1 de Murat Altunkaynak yeni bir programa başlıyor ‘’ Beş Kıtanın Yolları’’, adına bayıldım, programın konuklarından biride benim, Murat’la Çin ve Fas’ı konuşacağız, 2013 yılının bu yeni yayınını dinlemenizi öneririm.

Bu ay okuma grubumun ödev kitapları dışında çok ilginç bir kitap okudum, kesinlikle okuyun derim, Mira Şeniz Erten’in, Göster Yüzünü Ey Aşk’ı, alnında uzman 12 kişiyle yapılmış röportajları konuya uygun bir öykü ile kurgulamış, inanıyorum ki her okuyana bir şeyler öğretecek.

Bu ayın filmi bence Bulut Atlası, isterseniz DVD olarak alıp evde izleyin, çünkü 2,5 saat sürüyor ama yaşayacağınız deneyimler sizi 21-Aralık-2012 kıyametinden koruyacaktır, inanıyorum.

Yeni yıla nasıl girmeli diye düşünmeye başladık, neresi ve kiminle olursa olsun hep sevgiyle olalım, bu yıl gerçekten olağanüstü bir yıl olur mu bilemiyorum ama yüreklerimizde sevgiyi barındırdıkça her şeyin çok güzel olacağına inanıyorum, bol müzikli, kitaplı, resimli, heykelli, gezili bir yıl olsun. Yeni yıl, ya da yeniçağ cümlemiz ‘’ kendimi hayatın değiştirici gücüne bırakıyorum, sevgiye kucak açıyor ve sevmeyi seçiyorum’’

Çok mutlu olun ve yeni yılın ilk sevgi sunumu benden ‘’ sevgiler dostlar’’
LALE ATAMAN

Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET