Bir Rüya İle Başladı Her Şey (5)

Başladın mı?
Düşünmekte misin?
Başlamanın tümü de sayılabilir bu.
Lütfen bana bak.
Başladın mı?
Başladın mı…;  sana sunduğum incelikli öncülük işine gelmediği için bu soruyu cevaplamayacaksın ha.
Özgürlük müş …
Tavuğun yumurtadan çıkma özgürlüğü mü? Yumurtanın tavuktan çıkma özgürlüğü mü?
Hangisi…
Lütfen söyler misin?
Cevap ver?
Affedersin ciddileşmek zorundayım yine. Ama ciddileşmeden önce bir şey anlatmak istiyorum. Bir başbakan takibi sırasında fotoğraf çekmek için eğildiğimde kot pantolonum patlamıştı. Korumalar dalaşından sonra hemen revire gidip hemşirelere yara bantlaşmıştım. O başbakan şaşırmamıştı…
Evet neydi sorun?
Bakma öyle…
Aslında niyetim seni düşünemeyecek kadar derinlere götürüp dinlendirmek. 1 yılın nasıl yüzyıl olabileceğini anlatabilmek.  
Düşünceler ırmağında gezerken küreğini vurduğun dalgaları iyi seç; demişmiydim, seni hayata attığımda söylememiş miydim? .
Çok da önemli değil zaten çok daha önemsiz işlerimiz var. Süvariler de yeni geldi görüyorsun. Gece basınca kamp ışıklarını ilk kez göreceksin. Ve yine aramızdaki kızgınlığa son vermeyeceksin.
Biliyorum kafandakileri... Çok basit şeyler için ne kadar büyük bir mücadele verdiğimiz sorguluyorsun. Anlamak istiyorsun.
Gel biraz daha derine inelim.
Şu hattan devam edip.
Düşüncelerin artık hiç rahatsız etmediği hatta geçelim.  
Hattı hemen yaydırma düşüncenden de vazgeç.
Masal Bekçisi gelir kısa sürelerde takılır burada. Buradan aşağıdaki hatta ise yanda bir şaman olmadan sakın inme. Yoksa hepimiz seni aramak zorunda kalırız ve buradaki savaş daha da zora girer. İlkinde Savaşçı Şamanla in sonrasında serbest.
Bu yüzden benimde şimdi bu düşün sisteminden çıkmam gerek. Çıkışları hızlı yapma. Geçişleri de.
Ne garip devam eder oldu bu rüya. Tüm bunların hepsi yani anlattıklarım ve de anlatacaklarım o anda oldu. Kara gözlerinde, o an.
Tamam mı?
Asla hiçbir şey tamam olmaz mı?
Savaşçı mantalitesi ile kadın mantalitesi kapışınca böyle mi düşünüyorsun. Amazonlar bu durumu çözdü çoktan, durup bir ara ileri baksa idin görürdün sende. O an işte, o anda aynı yere bakmak…
Şu süvariyi görüyor musun önde kıpkırmızı giymiş. Birazdan kamp ateşleri alevlendiğinde o kırmızıya bir daha bak.  Zırhlardan yansıyanlara da bak.
Hep söyler ya Nasreddin Hoca, “Ya göl yoğurt tutarsa”  
“O göl yoğurt tuttu mu” dedin.
Hoca’nın kapıyı sırtlanıp karsından zılgıt yediği günün sonrasındaki macera bu. Adam rahatlamak için göl kenarına gitmiş.
İşte ışık savaşçılarının durumu hep Hoca’nın bu fıkralarına benzer. Hep umut ve sonuç doludur.
Birazdan ateşler yanar, kutsal sulardan birini seçip birkaç yudum alırız. Şu ateşleri yeniden beslenirken kalkıp Şeytan Tüyüne gidelim, Asena ya selam edelim, şu Perşembe olur.
Şimdi keyfin yerine geldi ha.
Şimdi benim suçum en başında söylemem gereken şeyi sonunda söylemek mi?
Peki söyler misin bana bunu yapmazsam, ben seninle nasıl eylenebilirim…
Olmadı eğlenelim.
Gül me!

Jan Paçal
Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET