Bir Rüya İle Başladı Her Şey (2)

Biraz önce…

O rüya ile başlamıştı demiştim ya her şey… Ve o her şey birden kararabilir mi? Evet, olur… İşte o anda güçlü savaşçılar için bir aydınlanma ağı daha gelir. Ölürken dirilmek savaşların en zorudur çünkü.

Hani O kız bana “git” demişti,  ya! Bende tek bir soru sormadan gitmiştim. Sadece bir an gözlerine bakıp…

O anda yapmam kaçınılmaz olsaydı ne mi sorardım, kara saçlı kıza?

“Kaç zaman daha bekleyeceğiz, kaç çağı aşacağız ki bir araya geleceğiz” mi?

Cevabını alamayacağım bir soru olurdu bu. Kafasını bu soru için çevirmeye bile tenezzül etmezdi. Ama ben O’nun sözünü dinleyerek, gözlerini görme şansı bulmuş ve en büyük savaşın daha yeni başladığını anlamıştım. Herkes kendi cephesinde savaşacaktı.

Savaşçılar Dergâhı’nda su verilir çeliğe

Çelik öldürmek için değil sürtmek içindir ruhlara

Bir kızın kara gözlerinden çıkıp yeniden savaş meydanında bulmak çekilmez bir durum yaratmaz mı savaşçılar için. Bu durum sadece Barbarlar ve Amazonlar için geçerli değildir. Onlar “Tanrılarına Asla Ağlamamış Ve Tek Bir Şey Bile İstememişlerin Soyu”ndan gelen savaşçılar değiller miydi zaten.

“Sistemin uşağı olmayı kabullenmiş ve de evrenin patronu olduklarını sanan zavallılar arasında dünyada aşkı bulmak çok mu kolay. “ diye bağırdığında bir Işık Savaşçısı maruz görün, buda zaten sizin dertlerinizden biri değil mi?

Sizce …?

Bizce mi?

Kaos denizinde yüzmekte ısrar ederken insanlar , paradoks kıyılarına canını atan kurtarıyor. Sırada ki devinime çoktan hazırlanmaya başlamış bile bazıları… Işık Savaşçıları Metafor’u hissetmiş önceden. Yinede böyle aşktan meşkten sorularla sorunlarla uğraşıyoruz. Gözler kalbi delmesin bir kez.

Bizce mi?

Hayvanların insanlara akıl öğrettiği, onurlu bir yaşam formu böyle olunur diye resmen gözümüze soktuğu fotoğraf karelerinde bile yok bu sorunun cevabı.

Aşkların ekonomi duvarlarının altında ezildiği, birçok yerde de rezil edildiği, sevginin yok edildiği bu çağ kalıntısının sonuna doğru aradığımız cevaplardan en basiti bu olsa keşke.

“Şeytanın silahları şeytana karşı kullanılacak” derken bilenen öfkemize dur demek isterken birde kalp ağrıları aşk sancıları mide bulantıları ve de kaşıntıları ile uğraşmak. “İnsanız kardeşim” demek isterken diyememek gibi. Neden diyememek? İnsanlara bakınca canlı yaşamlarından utanmak, yinede onlarla aynı isimle anılmak, “İnsan”

“İnsan olmak ne kadar zor anne” diye bağırmıştı ya küçük çocuk. Annesi de susup kalmıştı hani.  İnsan olmak kendi türüne bile saygı göstermemek demekti çocuk için. Farkındaydı kitle iletişim araçlarından akan nefretin ve de soysuzluğun. Sokakların dahi farkındaydı, kavganın dövüşün. Farkındaydı köle tacirlerinin, sözde efendilerin. Farkındaydı Tanrının çocuklarına olan küskünlüğünün. Farkındaydı çok farkında.

Bence mi?

Bu kadar kararmış iken her şey sadece aşk ışıtacak her şeyi ve her yeri. Aşk…

“Git” demişti ya hani bana o Amazon. İşte buralara kadar gelebildim. Niyetim devam etmek yola her zaman olduğu gibi, durmaksızın kılıç sallamak, kötülüğün kanatlarına bir darbe daha indirmek.

Kendi içimdeki kötülüğü mü soruyorsun şimdi birde utanarak. Sordun madem işte cevabım.

Aşkla eziyordum, ben onu sevgiyle sarıyordum, içimde bana ait olan kötülük sadece bana zarar veriyordu, sana değil, sizlere değil.  Sadece bana…

Soysuzlar gibi savaşıyor artık erkekler, er meydanları olmadığı gibi cenk meydanları da yok artık. Sivillerden uzakta değil çoluğun çocuğun kadının annenin dedelerin tam ortasında veriyorlar şuursuz savaşlarını.  Daha doğmamış çocuklar katledilirken Tanrılarına bir kez daha ihanet ediyorlar.

İnsanlık zavallı bir yaşam formu diyor artık melekler, şeytan haklı çıkmanın kıvancıyla dans ediyor, belki yeniden baş melek olacak.

Vicdan İmparatorluğu’na gidiyorum ben kadın. “Git” demiştin ya sadece, işte ben en uzakta olana, en inanılmaz olana yürüyordum, bu kez seni gerçekten gördüğümde biraz mola vermek istemiştim belki uzunca uzanıp dinlenmek. Uzun saçlarının arasında kendimi kaybetmek. Akmak biraz senin damarlarında, yol almak. Kanlı yüreğimi bir kez olsun nadasa bırakmak. “Git” demiştin,  sanki bana bir şey olmazmış gibi. Sanki taşlarda bir gün çatlamazmış gibi. Kayalar parçalanıp toprağa karışmaz gibi…

Savaşçılar Dergâhı’nda su verilen çelik sanki küsmezmiş gibi…

Jan Paçal
Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET