Aaaaa, Bir de Baktım Kar Yağmasın mı !..



Bir hava bu kadar mı ruh karartıcı olur...
Bu kadar mı daraltır insanı...
Sanki, gökyüzü enseyi karartmış da kötü kötü bakıyor insana...
İçine içine işliyor bulutların gözleri...
Yağmur mu yağıyor, çatısı delinmiş de su mu damlatıyor gökyüzü belli değil...
Öyle kötü kötü hissettiriyor insanı yani.
Hani, yağsa şöyle şakır şakır, diyeceksin ki hah! işte budur yani...
Temizleyecek ruhumu da bedenimi de..
Ama öyle değil işte...
Gri gri hissediyorum kendimi, ne yapayım öyle hissettiriyor...
Kara kara bile değil nedense...
Sahi, ne bulaşık bir renktir böyle bu,
atsan atılmaz, satsan satılmaz,
işledi mi içine, çöktü mü ruhuna,
öyle ne kötü kötü hissedersin...
Bakışların bile gri gri olur...
Hani oğlum da bir zamanlar diline dolandırmıştı ya bu rengi,
ne derdi sahi: Gari Gari....
İşte öyle bir gece, işte öyle bir ruh hali..
Yani demem o ki,
gecenin o saatinde,
vurmuşken insan kendini geceye ve grisine bulutların,
ve sonuna kadar hissederken kendini öyle
matruşka matruşka....
Derken ne oldu, nasıl oldu anlamadım...
Hava sanki ton değiştirdi birden.
Bir ton, bir ton, bir ton daha...
Siyaha yakın o kötü gri oldu daha çekilir bir gri,
çelik grisi...
Ve,
derken başlamasın mı beyazın dansı,
o yağmur damlalarının arasında kristaller gibi akmaya başlamasın mı...
Evet,
kar yağmasın mı birden...
Önce bahçedeki çam ağacı ses verdi,
hafiften beyaza tutmaya başladı...
Sonra toprak, çatılar....
Karla birlikte tabiatla birlikte ruhum da yıkanmaya başlamasın mı..
Gecenin o el ayak çekilmiş, ıssız saatinde, bir umut bir umut daha dolmasın mı içime...
En son, sonbaharı güzeldir bu kentin demiştim galiba..
Ama kışı da güzel bu haspanın...
Ne kadar, her ne kadar pek öyle işveli, cilveli, buğulu bir kadın, öyle ayaklarını yerden kesecek bıçkın bir erkek havası taşımasa da, daha çok her daim çocukluk kurabiyelerimle dolu mutfağında yine her daim çayı hazır annemi hatırlatsa da...
Herşeye ve herkese rağmen sevdiğimi yine hissettim bu kenti..
Ne yaparsam yapayım,
Bir dost uzaklarda beklese de ve denizi olan bir kent
İçim gitmek özlemiyle dolu dolu türküler yaksa da
Deli dolu bir firara hazırlansam ,
her ne kadar bunu başaramasam da,
firarımı verebilsem sadece ruhumda, düşlerimde...
Tutkulu bir bir aşık gibi beni bırakmayan bu kentin baktım kışı da güzel be...
Galiba,
galiba değil
galiba öyle....
Biz Ankaralılar, bir şekilde bu kente mahkum bir türlü "iflah olmazlar kulübü" üyeleri gibiyiz sanki...
Baksanıza,
sonbaharından bir umut devşiriyoruz
sonra yetmiyor kışından
bir düş....
Sahi,
ne olacak bizim halimiz...
Böyle kar yağmaya devam ettikçe....
Ama daha dur, bahar gelecek daha
İşte asıl o zaman başlayacak içimizde karnaval...

DENİZ DEVRİM KARAMAN YILMAZ
Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET