Mira Schendel

Mira SchendelMira Üzerine

Mira Schendel (1919-88), 20. yüzyılda Brezilya'da yaşayıp üretmiş önemli sanatçılardan biri. Schendel’in Londra'daki Tate Modern'de 25 Eylül'de açılan ve 14 galeriye yayılan sergisi; sanatçının 1950’lerdeki resimlerinden 1987'de bitirdiği son serisine kadar işlerinin dahil olduğu, şu ana kadar sanatçı hakkında yapılmış en derinlikli araştırma niteliğinde.
Zürih'te Myrra Dagmar Dub ismiyle doğan Mira, Musevi bir aileden geliyor. İtalya'da Katolik bir eğitim ile yetiştirilen sanatçı, Milano'daki Katolik Üniversitesi'nde felsefe okudu. 1938'de Mussolini İtalyası'nda Musevi kimliğinden ötürü İtalyan vatandaşlığından çıkarılarak eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Belgeleri olmadan İsviçre ve Avusturya'yı geçen Mira, zamanın Yugoslavya'sına gelerek Hırvat bir adamla evlendi. Savaştan sonra 1949'da birlikte Brezilya'ya göç ettiler ve sanatçı üretimine Brezilya'da başladı.

Sanatçının işleri yerine biyografisiyle başlamayı genelde doğru bulmasam da, Mira'nın durumu oldukça farklı. İşlerinde dili soyutlaştıran, biçimleştiren ve tabir-i caizse, dille durmadan uğraşan sanatçının, İtalyanca, Almanca ve Portekizce konuşması ama her dili aksanlı konuşması; dillerin ve farklı kimliklerin sanatçının pratiğindeki birkaç önemli anahattan biri olduğuna işaret ediyor. Kızının anlattığına göre, felsefeyi Almanca tartışan, günlük hayatta Portekizce konuşan, parayı İtalyanca sayan annesi için diller arasındaki gel-gitler, hayatının son dönemine kadar yaşadığı ve etrafındakilere hissettirdiği huzursuzluğun bir göstergesi.

İkinci önemli anahat da, Musevi bir genç kız olarak aldığı Katolik eğitim. Özellikle felsefe eğitimi; sanatçının yine bütün hayatı boyunca uğraşacağı, tartışacağı ve tuvallerine, kağıtlarına yansıtacağı felsefi konuların çıkış noktası. Belki de felsefe eğitimini bitirmemiş olması ya da aldığı eğitimin dinî ve sosyal kimliğiyle örtüşmemiş olmasının getirdiği uyuşmazlıklar, sanatçıyı bu konular üzerinden düşünmeye, başka bir mecra aracılığı ile kendini ifade etmeye itmiştir.

Mira Schendel Mira Schendel

Eşinden ayrıldıktan sonra 1953 itibariyle São Paulo'da yaşamaya başlayan sanatçı, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Brezilya'ya göç etmiş olan Avrupalı düşünürlerle bir araya gelerek estetik ve felsefe üzerine fikirlerini geliştirmeye başlamıştır. Maddi olarak kaynakları kısıtlı olduğu için ucuz malzemeleri karıştırarak ve yeni malzemeler, teknikler yaratarak resim yapan Mira, bu dönemlerde resme başlamasının yaşam kaynağı olduğunu ve resim yapmama gibi bir seçeneği olmadığını söyler. Mutfak masasında resim yapan Mira'nın işlerinin 'domestik' boyutlarda olması, hem imkânlarıyla ilgili, hem de sanatçının günlük hayattan ayırmadığı işlerini bir şekilde ev ortamına entegre etmesiyle ilişkilidir. Mira için resim yapmak gündeliktir, atölye ya da özel zaman ayrımına ihtiyaç duymaz.
Resim konusunda kendi kendini eğiten Mira, ilham kaynağı olarak Giorgia Morandi, Giorgio de Chirico ve Paul Klee gibi sanatçılardan beslenir. Resim yüzeyinin düzlüğünü sorgulayan sanatçının işleri, erken dönemlerinde soyutlaşmaya başlar.

Soyutlaşma için farklı yöntemleri desen ve resimlerinde kullanan Mira'nın 'kararsızlığı', herhangi bir kategoriye ya da estetik akıma yerleştirilememesine neden olur. Para kazanmak için grafik tasarımı yapan sanatçı, kitap kapakları, posterler ve illüstrasyonlar üretir. Soyut bir tasarım uyguladığı tebrik kartı serisi, ticari satış amacıyla üretilmiş olsa da sanatçının ilk serisi olarak görülebilir. Aynı boyutta ve aynı formatta üretim, sanatçının çalışma yöntemini daha sonra belirleyecek olan unsurlardandır. Aynı boyutun getirdiği kısıtlamalar içinde tekrar tekrar çalışması, Mira'nın işlerinin sanki hiç bitmediği, bütün üretiminin birbiriyle ilişkili olduğu izlenimini verir.

1960'da Alman göçmen Knut Schendel ile evlenir. Knut'un sahibi olduğu Canuto's kitapçısı, şehrin entelektüelleri için bir 'hub' niteliğindedir.

1960’lardan itibaren işlerinde geometriyi daha fazla kullanan Mira için resmin yüzeyi ve yüzeyin tamamen düz olmaması her zaman önemlidir. Fırçanın hareketinin duyularıyla olan ilişkisini hiçbir zaman bırakmak istemeyen sanatçı, 'mükemmel' resim yapmadığını söyler. Mira'nın kullandığı koyu renkler ve arketip biçimler, olmak ve boşluk arasındaki ilişkiyi sorguladığından sanatçının biçimsel arayışlarının arkasında felsefi soruların da olduğuna işaret eder. Mira'nın bu dönemki işlerinde belki en dikkat çekici unsurlardan biri de, izleyicinin bu felsefi sorgulamayı bir şekilde hissetmesi, duyumsamasıdır. Mira'nın resimlerini tanımlaması oldukça zor bir özellik, sanatçının işleri bir tartışmanın örneklemesi değil de var olduğu, yönlendirdiği ve içselleştirildiği 'şey'lerdir.

Linki:http://www.artfulliving.com.tr/detay/mira-uumlzerine




Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET