Rock Makinesi’nin Ankara Dişlisi


SAHNEDE BİR AMAZON
ASENA

Dünya sanatçıları yetiştiren ama onları içinde eriten bir ülke…  Bozkır kültürü ile din kültürü arasında kalmış ve çıkış yolunu bildiği halde acı çekmekten hoşlanan mozaşist bir ülke... Kendi kültürünü değil de arap kültürünü dikta eden yönetim kadroları ile yıllardır kendi sanatçısını boğazlayan, onlardan korkan koskocaman bir ülke… Bizim ülkemiz, Türkiye

80 kusur yıl önce 7 düvele karşı savaşıp zafer kazanmış ardından kısır döngüler içinde kıvranan her şeye rağmen de ayakta kalmayı başarmış bu ülke de, Türkiye’de rock sanatçısı olmak, rock sanatçısı olarak direnmek ve üretmek hala çok zor.

Uzaktan gelen davulun sesini bile hoş karşılamayan sanatsal eleştiri çevreleri, klasik müzikçiler, sanat musikicileri vs vs. Her yandan saldırıya uğrayan, çevrelerce arabesk kadar itibar bile göremeyen Küresel Rock Cumhuriyeti’nin biz çocukları, büyüdük, şimdilerde işimiz gençlere yol açmak.  

Uğradığı her saldırıda daha da kenetlenen rock camiası. Ve kadınlar, bizim kadınlarımız, cesur kadınlarımız. İşte olardan biri Asena Özçetin.

Asena, eğitim seviyesi hayli yüksek bir ailenin kız evladı. Müziğe gönül vermiş hatta müziği diplomasız eğitim yuvaların da okumuş, bitirmiş, yemiş yutmuş ve de seçmiş yolunu, “Rock And Roll” demiş, dahası “Heavy Metal “ diye de devam etmiş.

Asena, dünyanın sayılı seslerinden biri, kimilerine göre başka tarzda müzik yapsa dünya kapıları ona açılırmış. Kim istiyor ki o kapıları. Kendi camiası içinde mutlu kendi müziği ile umutlu bir Amazon Asena. O kadar eğitim almış ta neden rock yapıyormuş. Hay kafanıza rock kadar taş düşsün, bırakın artık aşağılamayı, Bırakın artık uyuzunuzu kaşımayı, çocuklarınız yarın elektrogitar peşinde koşacak ve en güvenli eğlence mekânlarının rock barlar olduğunu keşfedecek, buralarda ağabeyleri olacak ablaları olacak, sizin yapamadığınızı onlar yapacak.

Sanatçı bir ailenin tek çocuğu olan Asena, annesinin de etkisiyle çok erken yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. İlk ve ortaokul dönemlerinde Alphaville, Duran Duran, Level-42, Kajagoogoo ve Bruce Springsteen gibi müzisyen ve müzik gruplarıyla tanıştı ama asıl rock müziğe girişi Janis Joplin'in sesini duymasıyla başlar. The Cult, Whitesnake, Iron Maiden, Slayer, Manowar, Megadeth,Pantera ve Aretha Franklin sayesinde hem blues hem heavy metal üzerinde hakimiyet kurabilecek bir vokal tekniği kazandı. Çeşitli grup denemelerinden sonra 1991 yılında Çizgi Ötesi'ni kurdu. Bu grup daha sonra Hard Lines adını alarak 1996'ya kadar devam etti ve Ankara'nın tanınmış rock barlarında sahne aldı. 1996 yılında Tuborg Rock Festivali'nde Ankara birincisi oldular. Bu grubun dağılmasından sonra, önce Vertigo ardından DNA ile çalışmalarına devam etti. DNA ile İstanbul'da üst ve alt Kemancı, Doors ve Eylül adlı barlarda uzun süre sahne aldı. Bu İstanbul çalışmaları, 2003 yılında piyasaya çıkan Karakedi albümünün de alt yapısını hazırladı. 1999 yılında daha önce yıllarca beraber çalıştığı Bora Egemen'le birlikte HarleQueen'i kurdu. Davulda Dr. Skull'dan Alper Skull ve gitarda Volkan Ünlüer'in yer aldığı grup, 1999'un sonunda gitara Görkem Gündüz, 2002'de davula Mete Kuteş ve 2008'de İbrahim Burçin Bülbül'ün katılmasıyla son halini aldı ve Karakedi olarak bu güne kadar geldi. Bu grupta Asena ses rengi ve yorumuyla Karakedi sound'unun en önemli unsurlarından biri oldu ve Mayıs 2009'da yeni albümü "Uçurumlar Arasında" ile ilk solo albümüne imza attı.

Asena, Sakarya’da Şeytan Tüyü isimli mekânda sahne alıyor, haberiniz olsun, yolunuzu bir düşürün bu mekâna ve bakın bakalım… Başara bilir misiniz egosuz saplantısız bakmayı, izlemeyi alkış tutmayı…

Bakın ne diyor sahnede Asena;

Yeter Ki Susma
Yıkandım soğuk nehirlerde arınmaya
Sonunda kalan sana açılan bir dünya
Yakın olma, sakındım senden bedenimi
Gel rüyama, gerçeklerden çek gölgeni
Sen dedin tüm öfkenle çıkartma
Bedenimde kor ateşler yak
Can dedin bir ömür dayanır buna
Gözlerinde alevlerle bak
Yeter ki susma
Sığındım sahte hayallere avunmaya
Sonunda kalan bana açılan bir dünya
Yakın olma, sakındım senden bedenimi
Gel rüyama, gerçeklerden çek gölgeni
Sen dedin tüm öfkenle çıkartma
Bedenimde kor ateşler yak
Can dedin bir ömür dayanır buna
Gözlerinde alevlerle bak
Yeter ki susma


Bu gürültücü tayfanın tek dileği gerçekler ile mi yaşamak yoksa. Yoksa gereksiz saydıkları yaşam formlarını kendilerinde uzak tutmak içi mi bu kadar sert müzik yapıyorlar. Siz karar verin…

Deli Kasap Dergisi’nden Aşiyan Kutlu’nun sorularına şöyle cevap veriyor Asena;

Aşiyan: Ruhunda biraz isyankarlık da var herhalde?
Asena: Var sanırım, var ki sonu böyle oldu. Ortaokul zamanlarımdı bir arkadaşım bana dinlemem için "Slayer" verdi. O zamana kadar "Duran Duran" , "Madonna" falan dinliyordum, çocuğuz daha o zaman. Sonra, "Slayer"i duyunca ben ne olduğumu şaşırdım. O gün metal dinlemeye başladım. "Slayer" de benim için dünyanın en iyi gruplarından biridir. Onun etkisiyle çok fazla sert müzik dinlemeye başladım. Arkasından 1-2 yıl için de başka kimler var diye araştırdım ve diğer rock ve metal gruplarıyla da tanıştım. Bu bende var zaten, merak ve araştırma... Mutlaka dibine kadar inip her şeyini araştırmalıyım. Sonra baktım ki, istediğim her şeyi bana verebilen bir müzik türünün ortasına düşmüşüm ben.

Aşiyan: Bana göre senin sesin jazz'a da uygun, güzel jazz gırtlağı var sende. Hiç düşündün mü ya da böyle bir denemen oldu mu?
Asena: Bu bana sürekli söyleniyor zaten, bir ara jazz söyledim, yıllarca blues söyledim. Dinleme kısmından çıkıp da işin teknik kısmına gelirsek, bir insanın sadece tek bir tür söyleyerek solist olabileceğine ben inanmıyorum zaten. Aynı şey gitar ve diğer enstrümanlar içinde geçerli. Müzik çok geniş bir alan, tek yönlü olmak hiçbir iş grubu için iyi değildir. Yapmasan da, sevmesen de en azından, nasıl yapılıyormuş diye öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Ben sekiz yıl blues söyledim, blues söylerken aynı zamanda jazz söyledim. Evde hep metal dinlememe rağmen metal grubumu 1999'da kurdum. Artık yapabileceğime inandığım zaman... Şimdi diyecekler ki; metal en zoru muydu? Hayır, öyle değil ama insan kendi istediği müziği yaparken biraz daha seçici oluyor. "Daha iyi yapmalıyım", "Tam onu yapabilecek kıvama geldim" demek istiyor. Bir de bu; benim müziğe olan saygımdan.

Aşiyan: "Asena Özçetin" diye solo albümün var, ki benim çok severek dinlediğim bir albüm. Neden çok fazla kimse bilmiyor bu albümü? Sen neden bir Şebnem ya da Özlem olamadın?
Asena: Para, para her şey para. Klip, kayıt v.s. her şey çok maliyetli. Biz kendimiz finanse ettik zaten bu solo albümü. Mesela bir klip çektik ama ikinci klibi çekemiyoruz şu anda.

Aşiyan: Rock müziğin bir şekilde içinde olan herkes için; "bunlar özgür ruhlular", "sevgiye, aşka inanmazlar", "onlarla sadece gecelik ilişkiler yaşanır" gözüyle bakan bir sürü erkek var. Sen ne düşünüyorsun ya da ne söylüyorsun böyle düşünenlere?
Asena: Nerede tanıştığınız değil, kiminle tanıştığınız önemli. Sadece gece tanıdığınız insanla bir ilişki başlatıp devam ettirebilmek, ne kadar olabilir bilmiyorum. İçki içilen ortamda kimsenin söylediğine güvenmemek lazım.

Aşiyan: Ankara'da kalmayı neden tercih ediyorsunuz, bu müziğin merkezi İstanbul?
Asena: Çünkü bizim evimiz burası.

Asena’yı kendiniz dinlemeli ve tanımalısınız derken, şu parçanın sözlerine kulak verelim ve bitirelim bu makaleyi.

Kadılar Bayramı
Bilinmeyen bir gölde boğuldu hislerim
Silinmeyen bir lekede karardı düşlerim savaşmadan bakma gözlerime
Kaçması kolay sevmek zordur
Çağırmasan yıkıcı duyguları yüreğime
Nefret gelme benden uzak dur

Uzak dur benden

Sofrada çökersin baş köşeye
Mutfakta ortada yoksun
Dünya hükmüyle doğru mertliğin
Kadılar bayramı kutlu olsun

Açılmadan ruhunun kirli elleri
Kurutmadan içimdeki kör selleri
Savaşmadan bakma gözlerime
Çağırmasan yıkıcı duyguları yüreğime
Nefret gelme benden uzak dur

Uzak dur benden

Sofrada çökersin baş köşeye
Mutfakta ortada yoksun
Dünya hükmüyle doğru mertliğin
Kadılar bayramı kutlu olsun

Jan PAÇAL
http://www.angorasanat.com/yazarlar/jan-pacal.html

Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET