Aralarında National Geographic, New York Times, AARP, Smithsonian dergilerinin de bulunduğu çok çeşitli sayısız Amerika ve Avrupa yayınları için çalışmakta olan ünlü fotoğrafçı Maggie Steber’in “Madje Unuttu” isimli fotoğraf sergisi FSK’da 02 Ekim 2012 sezon açılışında fotoğraf severler ile buluşuyor.

Madje Steber’ın bu fotoğrafları annesinin Texas’taki evinden Miami’ye taşındığı 2004 yılından yaşamını yitirdiği 2009 yılına dek geçen dönemi kapsamaktadır. Kendisine demans hastalığı teşhisi konmuştur.

Maggie Steber, kriz zamanlarındaki insanların ve kültürlerin hümanistik öykülerini anlatmasıyla bilinen bir belgesel fotoğrafçısıdır. 62 ülkede çalışmıştır. Amerika’nın yerli halkı, kızılderililer, ve 30 yılı aşkın süredir çalıştığı Haiti’ de, Haiti ve hafıza kaybı üzerine oldukça önemli çalışmalar gerçekleştirmiş ve Aperture başlığı altında ‘Ateş üzerinde Dans’ adlı kitabını yayımlamıştır.

Madje Unuttu. Ben annemi fotoğraflamaya, kendi akıl sağlığımı koruyabilmek için başladım, kendi aklını yitiren bir annenin tek çocuğu olarak yeni anılar da yaratabilmek için. Bu çalışma, anneme dair kendim için tuttuğum bir kayıttır. Annem melankolik hafıza kaybını geçirdiği zaman onu fotoğrafladım. Ona çektiğim fotoğrafları gösterdim. Onun için fotoğraflar, uzak diyarlardan gelen kartpostallar gibiydi. Her gün, hatırlama eylemi içinden geçtiğimiz denize atılıyor ve onun aramızdan ayrılışını kolaylaştırıyordu.

Annem 50 yaşına girdiğinde onu fotoğraflamama hiç izin vermedi. Çirkin olduğunu düşünüyor ve fotoğrafını çekmeye çalıştığımda öfkeleniyordu. Yine de onu her yerde ve her zaman fotoğrafladım. Bundan hoşlanmadığını unuttu. Bence derinlerde bir yerde bunu seviyordu da… Her zaman iradeli ve kararlı bir kadın olarak Madje öfke, mutluluk, gezinti ve ısırma, çizme, vurma ve çığlıkların şiddet dolu dönemlerinden geçti. İki düşüş ve iki kalça ameliyatından sonra fiziksel ve zihinsel olarak çöktü.

Herkes bizleri birbirimize bağlayan şeyin kan veya sevgi olduğunu düşünür, ama bence bizi bağlayan şey hafıza.

Kulağa kötü gelebilir, ama annemin hafızasını yitirmesi bana her zaman istediğim anneyi verdi. Beyni hastalandıkça Madje değişti. Daha mantıklı, daha çocuksu ve nazik oldu. İçinde taşıdığı özü içinden kayıp giderken, endişeler yüzünden eksildi. Güzeldi. Anne ve kız olarak aramızda uzun zamandır süren çelişkilerimizi giderdik. En iyi tarafı şuydu, Madje değiştikçe ben gerçek Madje’yi, annem olanı değil, başka bir insanı tanıdım. Bir yeniden doğuş ve son kez sevebilme fırsatıydı. Bu, öyle anlaşılıyor ki, annemle son ana dek birlikte kalmanın ödülüydü, olması için her zaman dua ettiğim şeydi. Kaçınılmaz son geldiğinde, annem ben ona etrafımızdaki altın meleklerin öykülerini anlatırken kollarımda öldü.

Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET