Bu sayfa ANKARA ANATOLYA DOĞA SPORLARI DERNEĞİ tarafından hazırlanmaktadır.
http://ankaraanatolya.com/


Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m)
08.06.2012


Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012Cuma günü akşam işten döndükten sonra, kısa bir seyahat olacağı için çanta hazırlama faslı uzun sürmedi. Saat 23.00’de evden ayrıldım. Milli Kütüphane önünde, Hasandağı tırmanışından tanışıklığımız olan Bülent’i görünce, bizi götürecek minibüsü onunla birlikte bekledik. Söğütözü’ndeki arkadaşları da alınca 10 kişi olarak saat 00.15’de, Kırıkkale, Kırşehir üzerinden, Kayseri’ye hareket ettik. 05.30’da Kayseri’ye ulaştığımızda, güneş henüz doğmamıştı. Alışveriş için dükkânların açılmasını beklerken, arkadaşlar uyuyor, ben ise Erciyes’in güzel bir anını yakalayarak fotoğraflamak istiyordum, şehir de öylesine çirkin, çarpık ve görgüsüzce bir yapılaşma vardı ki, ilgisiz birisinin dağı fark etmesi bile, bir hali zordu ve buradan çekilecek bir fotoğrafta dağ değil, ancak bu çarpılık ve ironi görüntülenebilirdi.

Selçuklular ve Osmanlılardan kalma eserlerin, çirkin yapılaşma ve ranta kurban edildiğine şahit oluca, ister istemez “Mimar Sinan’ı bu topraklar ve bizim ecdadımız yetiştirdi; neredeyse bin yıllık bu zarif ve sağlam yapıları da onalar yaptıysa, peki şu hilkat garibesi şehri kim kurdu, “yoksa biz onların çocukları değil miyiz” diye hayıflanmadan edemiyorum.

Çorba ile kahvaltı, alışveriş vs. derken, Hisarcık üzerinden Kayakevi’ne nihayet saat 10.00’da ulaşıyoruz. Jandarmaya tırmanış planımız ve kimliklerimizi teslim ettikten sonra, 2200 metrelerden, 2900 metrelere teleferikle yükseliyoruz. Burada kendimize verdiğimiz karpuz ziyafeti sonrası, sırt çantalarımızla kamp yerine doğru yükselirken, doğa ve çevreye karşı iş makineleriyle adeta savaş açıldığına, içimiz kan ağlayarak şahit oluyoruz. İş makineleriyle Erciyes Dağı arasındaki bu kıyasıya savaşın sebebini araştırdığımızda ise savaşın sebebi, çok tanıdık geliyor. Şöyle ki, kar sularını toplamak maksadıyla, dağın sıfır noktasına kadar onlarca Km. taş/beton kanallar yapılarak, dünyanın sayılı sulak alanlarından, RAMSAR sözleşmesiyle korunan Sultan Sazlığı Kuş Cenneti kurutuluyor, ardından doğanın aşırı tahribi neticesinde, dağcılar uğramaz oluyor. Sakil yapılaşma ve ihtiyacın çok üzerinde kayak tesisleri yüzünden, yaylacıl arda sırra kadem basınca, bir tilkiden iki post çıkarma sevdalısı, yurdum insanı, bu defa da, kayakçı çekmek için, yapay kar üretimi maksadıyla, yeniden dağın sıfır noktasına kadar, kanallar açarak su toplama peşindeydi…Sonrası mı?.. Sonrası yok bunun, çünkü bu akrebin kendi kendini sokması, bu bir çılgınlık; insanın kendine ve diğer canlılara zulmüdür, bu aklın karaya vurduğu yerdir… Sonrasını kimse bilemez…

Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012Çadırlarımızı kar sınırına kuruyorken, saatlerimiz 12.20'yi gösteriyordu. Sıcağın tesiriyle çevremizdeki küçük dereciklerin çadırlarımıza doğru genişlemeye başlaması üzerine, derelerin akış yönlerinde küçük oynamalar yapmak zorunda kaldık. Öğle yemeğinde, çeşit çokluğundan, aşırıya kaçmaktan kendimizi alamıyoruz. Mehmet Demir Bey’in şarap partisine, ekip bir noksanla iştirak ediyor. Çevrede bir keşif gezisi teklifime, Muradiye Hanım dışında pek rağbet olmuyor, güneş batıya, dağın arkasına doğru süzülürken oluşturduğu mükemmel yansımaları, huzmeleri biraz seyrettikten sonra, fazla uzaklaşmadan geri dönüyoruz. Bu arada, Antalya’dan tırmanış için gelen, bir bayanla erkek de, bize komşu oluyor. Akşam yemeği için Feriha Hanımın börülceli makarnası ile Aysel Hanımın yoğurtlu mantısının tadına doyum olmazken, gözüm hep aşağılarda kalıyor. Zira ani bir kararla bize katılmaya karar veren yeğenim Mustafa ile Mutlu, gün boyu adeta zamanla yarışarak, hava kararmadan kampa ulaşmanın gayreti içindeydiler ama “zaten sağlıklı olmayan telefon bağlantımız tamamen kopuyor” derken, aşağılarda nihayet iki karaltı seçilir olunca, bendeki tedirginlik azalıyor... Bir kişilik çadırda, tek uyku tulumunu ben alırken, matı Mustafa ile Mutlu’ya veriyorum. Fakat güneşin aşmasıyla gittikçe soğuyan havanın, ustura gibi kesmesine rağmen, arkadaşlardan üşümeye dair en ufak bir serzenişin dahi işitilmemesi, bana Alvarlı Mehmet Lütfi’den alınma, Erzurum yöresine ait “Dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi altım çamur, üstüm yağmur, yine gönlüm hoş idi” türküsünü hatırlıyorum. Gece, irtifadan dolayı sık sık nefes almakta zorlanıp bunalarak, kendimi çadırın dışına atmalarımın birinde, karın cam gibi donduğunu fark etmemle, içimi sıkıntılar basıyor. Zira bizde ne krampon, ne de kazma var. Şarap partisi sonrası yoğun istifra belirtileriyle rahatsızlanan Feriha Hanım hariç, 02.15 de 13 kişi olarak, yola çıkıyoruz.

Şeytanderesi’nin girişine kadar kramponsuz da rahat şekilde ilerlerken, parkurun adeta duvar gibi dikleşmesiyle huzursuzluğumuz iyice artıyor. Liderimiz Mehmet Bey’in “Bu derece yüksek riski/sorumluluğu bana yüklemeyin, ya geri dönün, ya da siz, bizden ayrı tırmanın!” demesiyle “Ekip ruhuna aykırı düşer” kaygısıyla bizim söylemeye çekindiğimiz sözleri, kendisinden işitince, rahatlıyoruz. Temin edilen iki kazma ile vadinin sağ tarafında her an, yıkılıverecekmiş gibi duran, yığma taşlardan, kaya duvarları ve kulelere doğru bir rotaya yöneliyoruz. Artık bir örümcek kadar hassas ve dikkatli, bir karınca kadar sabırlı olmalıydık. Zirveye yaklaştıkça tehlikenin dozu da, cesaretimizi kıran boşluk hissi de gittikçe artıyordu, zira en ufak bir denge kaybı sonucu, kayma tetiklendiğinde, saniyeler içinde, saatte 100 Km hızla, bin metreden de fazla bir mesafe kayarak, parçalanma tehlikesinin, bizi beklediğini biliyorduk.

Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012Arkadaşlarımızın noksansız olarak zirveye ulaştığını görmemiz ve doğan güneşle birlikte, karın yumuşaması, cesaretimizi artırıyor. İrtifadan dolayı oldukça bitkin bir halde, biz zirveye 07.25’de ulaşırken, arkadaşlarımız geri dönüyordu. Bulunduğumuz zirve karla kaplı ve yumurta yumrusu şeklinde, hiç de güven vermeyen dar bir alandan oluşuyordu. On metre kuzeyimizde ve 60 m kuzeybatımızda da olmak üzere, iki zirve daha mevcuttu ki, kuzeybatıda bulunan 15 m civarında yüksekliğe sahip kulenin, asıl zirve olduğu, bu zirveye teknik malzeme olmadan tırmanılamayacağı ve tırmanıldığında da, zirvenin oturulamayacak kadar sivriliği, açıkça fark edilebiliyordu. Hava alabildiğine açık olduğundan, hemen doğumuzda Bakırdağı, uzaklarda Binboğalar, güneyde Aladağların nazlıları, Deemirkazık, Kızılkaya ve Kaldı göz alıcı güzellikteydi. Gözlerimiz, Bolkarlar dan Medetsiz’i buluşmuşken, hemen yanı başımızda Hasandağı da, bize kendini hatırlatıyordu. Arkadaşlarımız gibi, bizde zirve defterini bulamıyoruz. Don çözüldüğünden, dönüş yolunun yuvarlanan kayalardan dolayı, tuzaklarla dolu olacağı kaygısı, zirvede 20 dakikadan fazla durmamıza engel oluyor. Daha da yorulmuş olmamız ve iyice yumuşayan kar sebebiyle dönüşün tırmanıştan da tehlikeli olduğu gerçeği ile disiplini elden bırakmasakda, yuvarlanan onlarca taşın karda sessiz ve sinsice üzerimize gelmesi, ciddi tehditler oluşturuyor.

Artık vadi tabanından kenarlara da çekilemiyoruz, zira bu defa da taşların doğrudan başımıza düşme ihtimali çok yüksek. Bir ara, Mustafa’nın düşerek kaymaya başlaması, eğimin azalmış olmasından ve kontrolü tamamen kaybetmemesinden dolayı, drama dönüşmeden son buluyor. Saat 10.15 de nihayet kampa ulaşmamızla arkadaşlarımızda, bizlerde rahat bir nefes alıyoruz. Çadırların toplanmasıyla dönüşe geçiyoruz. Başta teknik malzeme temini olmak üzere, bize desteğini esirgemeyen jandarmaya teşekkür edip “vukuatsız dönüş kaydı” yaptırarak, kimliklerimizi de aldıktan sonra, Mustafa ile Mutlu’yu geldikleri yere, Kozan’a yolcu ediyor, alabildiğine özgürlüğün tadı hafızalarız da, Ankara’ya doğru yola koyuluyoruz…

ANKARA ANATOLYA DOĞA VE TUR ETKİNLİKLERİ İLE MEHMET EKİM BAŞTA OLMAK ÜZERE, TÜM ARKADAŞLARA DESTEK VE DAYANIŞMALARINDAN ÖTÜRÜ TEŞEKKÜR EDERİM.

Halil KORKMAZ

Not: "Dönüşü Develli, Sultansazlığı, İncesu üzerinden yapalım" teklifim araç sahibinin haritaya bakmak yerine, bilmez birine sorarak "yol uzar" kanaatine varması yüzünden kabul edilmedi ama olasun, zira biz 2009 yılında bu güzergahtan Kozan'a gitmiştik.

Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012 Erciyes Dağı Tırmanışı (3917 m) 08.06.2012
Facebookta Paylaş
 

Makaleler


Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET