Monad Balkan "İçten Dışa" Resim Sergisi


Monad Balkan "İçten Dışa" Resim Sergisi
04 - 24 Nisan 2014
Açılış 04 Nisan 2014 Cuma & Saat:18:00 - 20:00

İÇTEN DIŞA'
(manifesto)
‘Göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi ol!’ diyen Mevlana bu sözleriyle dünyevi bir nasihatte bulunmuş, dürüstlüğü kasdetmiş. İç dış birliği insana gerçeklik duygusu verir, bunun aksi sahte bir oluşum. Varoluşsal açıdan baktığımızda ise ‘ol’ sözcüğünü inkar etmek gerekir. Gerçek varoluş, ‘ol’ u aştıktan sonra ortaya çıkar. Dolayısıyla bu sözcüğü kelime haznemizden çıkarıp atmamız gerekir.
Mühendis olmak, doktor olmak, eş olmak, erkek, kadın olmak, güzel, çirkin olmak, iyi kötü olmak… Bunların yerine mühendislik, doktorluk, karı kocalık yapmak, başkanlık, annelik babalık, iyilik kötülük… yapmak şeklinde günlük konuşmamızı değiştirmek gerekir. Çünkü ‘olmak’ bir ilüzyondur (görsel, fiziksel aldanmaca). Kimse, hiçbir obje ‘bir şey’ değildir. Her şey, için dışa yansımasıdır. Peki iç nedir o zaman? İç bir boşluktur. Boşluktan muradımız içerisinde cisim, obje gibi herhangi bir şey olmadığı gibi herhangi bir fikir, rüya, duygu vs de olmayan bir sıfır noktasıdır. Ne var ki bu sıfır noktasına musallat olan, onu kullanan virüs gibi acayip, ne için olduğu halen bir sır ve zannımca hep öyle kalacak olan bir çılgın ‘varolma’ dürtüsü vardır. Bu dürtü içte bulunmayanı bulunuyormuş kandırmacası yapan bir yaratıktır. Bu nedenle yukarıda sözünü ettiğim ‘olmak ilüzyondur’ ifadesine bu noktadan hareketle gelmiştim. İçten dışa bizim kendimizi nesnesel ve içsel bir gerçek olarak algılamamızı bu kurnaz yaratık aldatmacasıyla sağlar.
Amacı nedir? Düşlediği alemlerin kendi varlığını onaması. Biz burada birbirimizin varlığını onadıkça o da otomatikman algılanmış ve onanmış olur. Çünkü birbirimiz de onun rüyasından, fikrinden başka bir şey değiliz. İblis denen yaratık bu mu, bilmiyoruz. İşin içerisinde aldatmaca olduğuna göre, acaba mı, diyoruz. Adem ile Havva kendilerinin var olup olmadıkları bilincine sahip değillerken iblis kandırmak yoluyla onlara yasak elmayı yedirdiğinde var oldukları sanısına kapılıyorlar ve serüven başlıyor. Burada yapacağımız, tercih edeceğimiz iki şıktan biri var. Ya bu aldatmacayı bilerek kabullenecek ve biz de karşılığında iblisi kullanmak suretiyle bize sunduğu yaşam zevkini sonuna kadar barış ve neşe içerisinde yaşayacağız; ya da ‘biz çocuk muyuz yav!’ diyerek red edeceğiz. O zaman yapacağımız tek şey kendimizi hiçbir şeyle özdeşleştirmemek, bizim biz olmadığımızı, aslımızın hiçlik olduğunu; İblisin rüyasını aşarak öteye yani çizmiş olduğu kırmızı çizgiyi geçmek, sıfır noktasına ulaşmak olacak; gerçek ‘varoluş’a gireceğiz. Bu iki şık da zor. Üçüncüsü ise bunlardan hiç haberi olmadan yaşayıp gitmek ki bu da içi boş robotların yaşaması gibidir; bir nevi konu mankenliği. Unutmayalım, ‘yaşam bir çocuk hastalığıdır’ demiş filozof. Benim sergimde olan da içteki aldatmaca rüyanın dışa vurumu. Günlük yaşam ve insanlar; kimi konu mankeni, kimi bilinçli neşeli, kimi bilinçli hüzünlü.
Monad Balkan, 3 şubat 2014 Ankara


Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET