Kadın ve Sanat


Yaratıcı bir eylem olan sanat, toplumsal bir karakter taşıyan, hayata insani değerler katan, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan eserler bütünüdür; toplumsal yaşamı açıklayan, güzelleştiren, geleceğe bilgi taşıyan ve geçmişten bilgi devşiren bir anlatım aracıdır. Dünyada yaşanan tüm savaş ve zulümlere karşı insanları, toplumları, ülkeleri birbirine bağlayan vazgeçilmez evrensel bir bağdır. Aynı zamanda çağının aydınlatmacısı olan sanatçı, eserlerini oluştururken, zekâsını, estetik yetkinliğini ve toplumsal sorumluluğunu emeğine katacak, yeri geldiğinde toplumun gözü, dili, kulağı olmak adına kalıpları zorlayacak, gerekirse kıracaktır.

Peki, insanı estetiğe ve güzelliğe iten, hayatın dar ve sıkıcı kalıplarından uzaklaştıran, toplumsal ve psikolojik sorunlara çözüm üreten, sınırsız bir yaratım alanı olan sanatta kadınlarımız nerededir?
Aydan Yalçın
Ülkemizde kadınlarımızın sanat alanındaki ilerlemelerini kısaca gözden geçirirsek, Osmanlı’nın son dönemi ve erken Cumhuriyet dönemindeki sanatçı kadınlarımız daha çok saraya yakın olan, padişah, paşa kızı ya da karısıydı. Özel derslerle yetişen bu kadınlar eserlerinde (divan) erkek söylemini kullanıyorlardı. Yazdıkları divanların birçoğu o dönemin en büyük hamisi olan devlet koleksiyonuna girmediğinden bugün çoğuna ulaşılamamaktadır. Osmanlı’da Tanzimat’tan itibaren başlayan kabuk değiştirme sürecinde, Batıdaki feminist hareket Osmanlı aydınlarını etkilemiş, bu etkilenme ilerde kadının önemli bir cephede yer alacağının işaretini vermiştir. II. Meşrutiyetin ilanı özellikle İstanbul kadınının özgürleşmesi, etkin bir faaliyet alanı bulması anlamına da gelir. Dönemin öne çıkan sanatçılarından Halide Edip için ideal kadın, bilgili, karakterli, vatansever, hak ve hürriyetlerini koruyan gerekirse bu uğurda ölebilen, erkeklerle eşit haklara sahip, dindar ve modern olmalıdır. Bu dönemde Osmanlı geleneksel kadın statüsünü değiştirme yoluna giren kadınlar, dernekler kurarak birçok eserler verip, panel ve seminerler düzenlediler. Geleneksel aile modelindeki mahremiyet duvarını yıktılar. Adeta Türk Ulusunun bağımsızlık simgesi haline gelen kadınlarımız Milli Mücadele’de de önemli bir misyon yüklendiler. 1923’te Cumhuriyet’in kurulmasıyla yüzünü Batıya dönen yeni bir toplum ve kültür yaratma gereği doğdu. Daha çok sivil toplum yerine ‘devlet’ öne çıkarıldı. Medeni Kanunun kabulüyle yeni sosyal ve hukuksal haklar elde etti kadınlarımız. ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir’ diyerek sanat’a özel önem vermiştir Atatürk. Kadın erkek tüm sanatçılarımızı tetiklemiştir onun bu sözü. Özellikle ‘Batı’ sanatına yönelme ve etkilenme öne çıkmıştır bu dönemde. Resmi ideolojinin kontrolünde olan kadınlar kendi kimliklerini ulusal kimlikle bütünleştirerek ‘Cumhuriyet kuşağı kadını’ kimliğinde hareket ettiler. Böylece 1980 başlarında gelecek olan ‘yeni feminist hareket’e kadar kadın cephesinde feminist hareket noktalandı ve sivil toplum potansiyeli durdu. 1980 den sonra ülkemizde hızla yayılan ‘feminist hareket’ sanat alanında da ‘kadın’ kimliğini oldukça öne çıkarmıştır.

Günümüzde ise; modernleşmeyle birlikte artık bir ‘birey’ olan kadın kamusal alanda hızla yer almakta, hukuksal yönden erkekle aynı vatandaşlık haklarına sahip olmakta, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda kendine yer açmaktadır. Kamusal alana giren kadın, aynı zamanda her türlü sanat alanına da girmekte, değerli birçok eserler ortaya koymaktadır. Kadınlar birçok alanda olduğu gibi, sanat alanındaki çalışmalarıyla seslerini daha gür duyuracaklar, kamusal alanda çoğulcu bir görünümü teşvik edecekler, böylelikle daha ‘feminen’ bir sivil topluma geçişin öncüleri olacaklardır.
Kadn sanatçlar yeter ki modernizm ile gelenek arasında sıkışıp kalmasınlar, sanatı kendi öncelikli alanları olarak gören erkek egemen zihniyete karşı özgüvenlerini yitirmeyip kimlik krizine girmesinler. Kadını ruhen ve bedenen alabildiğince sömüren, adaleti susturup kadına şiddeti ve çocuk tacizlerini gündemin birinci sırasına oturtan, yüzü batıya dönük ayakları doğuya giden erkek egemen bir zihniyetin şekillendirdiği bir toplumda ‘kadın sanatçı’ olmanın bilinciyle hareket etsinler.

Aydan Yalçın

Facebookta Paylaş
 

Angora Sanat
ANGORA SANAT Türkiye'nin Kültür, Sanat ve Yaşam Portalı - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
Web Tasarım Web Hosting Ankara : GLOBALNET